9 Ocak 2016 Cumartesi

Kore Dizilerinin Psikolojiye Etkileri


Merhabalar,merhabalar :)

Bugün blogumun bir konuğu var.

Hayatımda nadir değerli insan vardır.Aslında çoğumuzun öyle.Bugün blogumun davetlisi de bu insanlardan biri.

Kendisi benim üniversiteden arkadaşım.Birçok anımız vardır :) Daha doğrusu kısacık zamanda çok anımız oldu elhamdülillah :) Bir psikolog olduğu için onunla bugün ki yazım için röportaj yaptım.Ayrıca kendisi de bir Kore fanı :)

Peki konumuz ne?

Kore dizilerini birçoğumuz çok seviyoruz,izliyoruz bazen etkisinde de kalabiliyoruz.İşte biz de bu dizilerin psikolojimize olan etkilerini konuştuk.

Hemen hemen her Kore fanının yaşadığı şeyleri soru olarak kendisine yönelttim ve cevaplar;


-Rüyalarımızda dizileri görmemizi psikolojik açıdan nasıl değerlendirebiliriz?

Kore dizilerini kolay ulaşabildiğimiz için günde birkaç bölüm hatta tüm bölümlerini aynı günde izlemeye çalıştığımız için rüyalarımıza girmeleri de çok normal.Zaten rüyalar gün içinde yaşadığımız,dikkatimizi çeken,bastırdığımız duygularımız,korkularımız veya sevinçlerimizin farklı bir şekilde açığa çıkma halidir.Dolayısıyla tüm gün boyunca maruz kaldığımız birşeyin rüyalarımızı da etkilemesi oldukça normal bir durumdur.

Bu soru çok güzel :D


-Dizideki karakterler yüzünden çıtayı yükseltmeyi nasıl değerlendiriyorsun?

Kore dizilerindeki karakterler hepimize çekici gelmiştir her zaman.Bu gerek dış görünümlerinden gerekse davranış ve tavırlarından kaynaklanmaktadır.Dış görünümleri hakkında konuşmak gerekirse erkekleri oldukça bakımlı ve yakışıklı,kadınlar ise oldukça zayıf ve güzellerdir.Fakat neredeyse hepsinin birçok estetik operasyon,zorlayıcı diyetler ve makyaj aşamalarını geçtikten sonra karşımıza çıktıklarını düşünemeyiz.Çünkü dizilerdeki karakterler o kadar doğal ve günlük hayatın içindeki olayları ve durumları yansıtırlar ki sanki hiç ağzından salya ile uyanmazlar yada hiç tuvalete gitmezler gibi düşünürüz.Ayrıca bu karakterler ilk başta beğenmediğimiz insanlar olsa da senaryo öyle güzel hayran bırakır ki bizi onlara,dizinin sonunda o beğenmediğimiz insanlar dünyanın en yakışıklı erkeği veya en güzel kadınına dönüşür.Bunun sebebi de dizi boyunca bütün sahneleri,ortamları ve kişileri mükemmel gösterme çabasıdır.Bilinçaltımızda bu kadar güzel şeyler yaşamak varken neden ben bu kadar basit yaşıyorum yada çevremdekiler neden bu kadar basit diye düşünmeye ve sorgulamaya başlarız.Kendi hayatımızda da bu mükemmel kişileri ve anları yaşamak isteriz.Biz de hem zengin hem yakışıklı hem özgüvenli hem anlayışlı hem ilgili hem başarılı (yazarken bile inanmadım :D) birini bulabileceğimizi düşünürüz ve çevremizdeki inanlar bize oldukça basit gelir.


-Modun izlenilen diziye göre değişmesine yani günlük hayatı etkilemesine ne diyorsun?

İzlediğimiz herhangi bir film,dizi veya okuduğumuz bir kitaptaki başrol karakterlerin yerine kendimizi koyma eğilimimiz vardır.Bundan dolayı da o kişilerin yaşadıkları olayları ve içinde bulundukları durumları bizim de başımızdan geçiyormuş gibi algılarız.Dolayısıyla onlarla birlikte mutlu olur,yine onlarla birlikte üzülürüz.Modumuzun buna göre değişmesi de bu sebeptendir.

-Dizilere ayırdığımız vakitten dolayı kendimizi ve çevremizi de ihmal edebiliyoruz.

İlk sorunun cevabını verirken de bahsetmiştim bundan.Dizilere kolay ulaşabildiğimiz için yaklaşık 20 bölümlük bir diziyi 1 gün veya birkaç günde bitirmeye çalışıyoruz.Tabi bu sabırsızlıktan ve meraktan da kaynaklanıyor.Fakat şunu unutmayın ki bu dizileri yalnızca kendimizi iyi hissetmek,güzel vakit geçirmek gibi sebeplerle izliyoruz.Bu nedenle kendinize işkence etmeyin ve sadece eğlenmeye ayırdığınız vakitlerde dizinizi izleyin :)



-Bazen başrol karakterlerin huylarını,yaptıklarını kendimize aşılıyoruz.

Başrol karakterlerle kendimizi özdeşleştirdiğimiz için onlarda güzel,çekici,komik,tatlı vs. gördüğümüz özelliklerini kendimize yükleriz ve günlük yaşamda onlar gibi davranmaya çalışırız.Bu gerçek yaşamdaki sosyal öğrenmeyle aynı şeydir aslında.Günlük yaşamda da bir kişinin davranış şeklinden dolayı onay gördüğünü fark ettiğimizde biz de bu davranışın aynı şekilde onaylanacağını düşünüp yapmaya başlarız.Dizilerdeki davranış şekilleri bize olumlu yansıtıldığı için biz de günlük yaşamda da aynı sonucu elde ederiz düşüncesiyle yapmaya başlarız.Fakat deneyenler bilir,çoğu zaman aynı tepkileri alamayıp çevremiz tarafından tuhaflaşmışız gibi algılanmışızdır ;)



-Karakterlerde kendimizi aramak.

İzlediğimiz bütün dizi veya filmlerdeki karakterlerde kendimizden bir şeyler ararız,kendimizi onların yerine koyup,onların üzüntüsüyle üzülür,onların sevinciyle mutlu oluruz.Bu nedendir ki onlar ağlayınca ağlar,gülünce güleriz. Bu sadece film veya dizilerle de sınırlı değil. Çevremizdeki insanlarla gün içerisinde farkında olmadan sık sık  bu durumu yaşarız aslında.Birey olarak bizler kendimize benzeyen insanlara daha çok güven duyarız.Bu nedenle yeni tanıştığımız birinde,bizimle benzer yönler bulmaya çalışırız.Bulunca da o insana daha yakın hissetmeye başlarız.Fakat bu her insanda aynı oranda gerçekleşen bir olay değildir.Empati gücü ve imgesel düşünme yeteneği daha yüksek olan bireylerde  bu durum daha fazla gözlenebilmektedir.Bu nedenle bu yetenekleri yüksek olan insanlar izlediği dizi veya filmlerdeki karakterlerle daha güçlü bağlar kururlar.Kendi tepkileriyle karakterlerin tepkilerini karşılaştırır ve 'Ben olsam böyle yapardım.' ya da " En iyisini yaptın." gibi tepkiler verirler.Bu kişide bir çeşit rahatlama da sağlar. Çünkü kendimizi yerine koyduğumuz karakterler hep iyi ve sonunda kazanan taraftır. Bu da bir şekilde bizlere haz verir.


Evet az çok aklıma gelen herşeyi sevgili arkadaşım Hilal ile konuştuk :) Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Umarım faydalı olmuştur.

Hilal ile görüşmek isterseniz bana mail atabilirsiniz ;)




4 yorum:

  1. Çok güzel bir röportaj olmuş canım arada böyle güzel konularda röportaj yapmanı bekliyoruz :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederimm :* inşaAllah ;)

      Sil
  2. Bayıldım! Birinin gerçekten kore fanlarının psikolojilerini anlatması gerekliydi başarılı bir yazı olmuş :)

    YanıtlaSil

Tasarım : Merve Canbaz